AI teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle son yıllarda çok fazla değişikliğe maruz kaldık. Görünüşe göre bu değişiklikler hızla ve katlanarak devam edecek. Hâl böyle olunca sektöre yansıyan gelişmeleri takip etmek ve güncel kalmak da hayli zorlaşıyor. AEO ve GEO kavramlarının ortaya çıkışı ile “SEO öldü mü?” sorusunun yeniden hortlaması da bu durumun en güncel örneklerinden. Bu kavramlar tam olarak nedir, nelere temas ederler, ne gibi değişiklikler gerektirirler soruları sektörümüzde yer alan çoğu kişinin aklını kurcalarken bazıları aksiyon almaya başladı bile. Bu içerikte bahsi geçen sorulara beraber cevap arayacağız, SEO bu sefer gerçekten öldü mü birlikte bakacağız. 

SEO, AEO, GEO ve Hatta GSO: Nedir Tüm Bunlar?

Bu içerik, temel düzeyde bilgi veren bloglardan farklı olarak konunun ileri aşamalarına odaklanıyor. Bu nedenle SEO’nun tanımına girmeyeceğiz; ancak AEO ve GEO kavramlarına kısaca değinip gelişim süreçlerini inceleyeceğiz. GSO’ya ise yazının sonunda yer vereceğiz.

Answer Engine Optimization (AEO) Nedir?

AEO (Answer Engine Optimization); SEO’nun yeni versiyonu, AI çağındaki karşılığı şeklinde lanse edilen bir kavram. Önce tanımı yaparak başlayalım. AEO, en özet şekilde, web içeriklerinin arama motorları yerine “cevap motorları” tarafından anlamlı, özetlenebilir ve doğrudan yanıt olarak sunulabilir şekilde hazırlanmasını hedefleyen çalışmaların genel adıdır. Böyle bakınca SEO’nun AI çağındaki versiyonu ifadesi kulağa daha manalı gelebilir. Ama gerçekten öyle mi, burası tartışmaya açık. Çünkü şunu biliyoruz ki AEO, aramanın yapay zekâ ile başlayan dönüşümünün bir sonucu değil; çünkü AEO, AI hayatımıza girmeden önce de vardı. Tanımda yer alan “cevap motorları” ifadesi zihinlerde doğrudan AI araçlarını canlandırsa da aslında ilk AEO örneklerini featured snippet kurgusu ile görmeye başladık. Çünkü aslında kullanıcıya doğrudan yanıt verme fikri yeni değil; aksine Google’ın yıllardır üzerinde çalıştığı bir kurgu. Bunun bir örneği olan featured snippets için de AI’sız bir cevap motoru davranışı demek mümkün. 

Zero-click search, yani tıklama olmadan bilgi sunan featured snippets AEO’nun erken evresini oluşturur. Bunları takiben ise People Also Ask, Google Discover ve en sonunda SGE yani Search Generative Experience gelir. Tüm bu gelişmelerle arama motorları giderek cevap motorlarına dönüşür; kullanıcılar klasik mavi bağlantı linklerine tıklamadan sorularına yanıt bulabilirler. Dolayısıyla web içeriklerinin sadece sıralama kazanmak için yazılması devri sona erer; çünkü kullanıcılar artık herhangi bir tıklama yapmadan yanıt bulabilmektedir. Bu nedenle içeriklerin sıralama getirmenin yanı sıra, belki ondan daha öncelikli şekilde, kullanıcı niyetini ve sorgusunu doğru şekilde anlayıp buna yanıt verebilen şekilde hazırlanması gerekmektedir. AEO için SEO’nun yeni versiyonu nitelendirmesinin ortaya çıkması, tam da bu gerekliliğin bir sonucudur. 

Generative Engine Optimization (GEO) Nedir?

GEO (Generative Engine Optimization), yapay zekâ araçlarının (ChatGPT, Claude, Bing Copilot, Perplexity) içerikleri nasıl taradıkları, nasıl anladıkları ve üretimde kullandıkları ile ilgilenen bir optimizasyon çeşididir. Bu tanım GEO’nun SEO ve/veya AEO ile doğrudan alakası yok gibi gözükmesine sebep olabilir; ancak durum öyle değil. 

GEO; yapay zekâ motorlarının tarayabileceği, anlamlandırabileceği, alıntı yapabileceği ve güvenilir bulacağı şekilde içerik üretme sürecidir. Kısacası yapay zekâ sistemlerinin içerik üretirken sizi kaynak olarak kullanmasını sağlamayı amaçlar, yani LLM için içerik üretir. Bunu yaparken AEO’dan ödün vermeksizin, yani kullanıcı odaklılığı da atlamadan, yapay zekâ araçlarının anlamlandırabileceği formatlarda içerik üretir. AEO ve GEO kavramlarının buluştuğu yer de tam burasıdır. Bunun sonucunda da ortaya şöyle bir tablo çıkar: AEO görünürlük ile ilgiliyken (çünkü AEO uyumlu içerik doğrudan yanıt olarak gösterilir) GEO ise otorite ile ilgilidir (çünkü GEO uyumlu içerik yapay zekâ araçlarınca referans verilir).

Generative Search Optimization (GSO) Nedir?

GSO (Generative Search Optimization); SEO, AEO ve GEO kavramlarından sonra ortaya çıkan ve bu alanın en yeni ifadelerinden birisidir. Özetle AEO ve GEO’nun karışımı bu olan kavramı şu şekilde tanımlamamız mümkün: Yapay zekâ destekli arama sistemleri (Google SGE, Bing Copilot, Perplexity, ChatGPT Browse, Claude vs.) için içerik optimizasyonu yapma stratejisidir. Bu hibrit modelde amaç kullanıcının aradığı bilgiye AI tarafından oluşturulan cevaplar içinde yer alarak ulaşmasını sağlamak amaçtır. Hibrit dedik çünkü bu modelde AEO’nun kullanıcı-sorgu odaklı yapısı ile GEO’nun yapay zekâ tarafından alıntılanabilir olma hedefi birleşir. 

GSO ile hedeflenenleri 3 temel başlık altında toplayarak özetlemek mümkündür:

  1.  AI sistemlerince referans olarak gösterilme (GEO)
  2. Cevap motorlarınca içeriğin öne çıkan yanıt olarak sunulması (AEO)
  3. İçeriğin hem organik hem de AI destekli sonuçlarda görünmesi (SEO + AI Entegrasyonu)

Hayatımıza en son giren GSO kavramı, SEO’dan başlayıp AEO ve GEO ile evrimleşip dönüşen sürecin şimdilik son halkası. Peki neden önemli? Çünkü Google SGE, artık bazı sorgularda SEO sonuçlarının önüne geçiyor. Aynı zamanda yapay zekâ araçları SEO sonuçları ile ilgilenmeden içerik öneriyor. Özetle günümüzde arama davranışı “arama yapmaktan” çıkıp “sormak, sordurmak” şeklinde evrildiği için GSO önem kazanıyor. Aksi durumda içerikler görünmezleşme tehlikesi yaşıyor. 

Peki SEO Gerçekten Öldü mü? Bu Dönüşümün Neresinde?

“SEO öldü.” ifadesi dijital pazarlama sektöründe giderek zamansız bir söylem hâlini alıyor; çünkü neredeyse her büyük değişiklik/güncelleme/gelişme sonrasında bu soru gündeme geliyor. Hızlıca bu söylemin gündem olduğu dönemlerden bazılarına bir göz atalım:

  • 2011 Panda Güncellemesi: Google; keyword stuffing yapan, kalitesiz içeriklere dolu siteleri cezalandırınca “SEO öldü.” denildi; çünkü anahtar kelime odaklı yapılan çalışmalar değersizleşti. Oysa Google, people-first yaklaşımının sinyallerini veriyordu ve SEO da kaliteli ve özgün içeriğe kaymaya başladı.
  • 2013 Hummingbird Güncellemesi: Semantic Search yani sorguların anlamı devreye girince anahtar kelimelerin işlevini yitirdiği düşünüldü ve yeniden SEO’nun öldüğü söylendi. Oysa uzun kuyruklu anahtar kelimeler önem kazandı. İçerik bağlamı ve kullanıcı niyeti öne çıkarken SEO daha dilsel bir hâl aldı.
  • 2019 Bert Güncellemesi: Belki de SEO’nun gerçekten öldüğünü en yoğun şekilde düşündürten güncelleme buydu. Google, doğal dil işleme (NLP) teknolojisiyle sorguları anlamlandırmada deyim yerindeyse bir devrim yaptı. Bunun sonucunda da “Google zaten ne anlatmak istediğimizi anlıyor, anahtar kelimelere/SEO’ya gerek kalmadı.” dendi. Ama durum öyle değildi; çünkü bu güncelleme ile içerikler daha insani bir boyut kazandı ve niyet öne çıktı. 

Son olarak da 2023 SGE & AI Overviews güncellemesi ile şu an olduğumuz yere geldik. Bu güncelleme ile Google, yapay zekâ destekli araçları test etmeye başladı ve bu araçlar kullanıcı aramalarına doğrudan cevap vermeye başladı. Hâliyle klasik mavi linklere tıklamaya olan ihtiyacın ortadan kalktığı düşünüldü ve deyim yerindeyse malum cümle hortladı: “Artık hiç kimse sitelere tıklamayacak, SEO öldü.”. Oysa ki durum yine öyle değil! 

seo öldü sanan adam

Bir Dönüşümün Hikâyesi: SEO -> AEO -> GEO -> GSO

Son güncellemeler, teknolojik gelişmeler ve değişimler ile SEO boyut atladı. Nasıl ki 2011 yılında yapılan SEO çalışmaları ile 2019 yılında BERT Güncellemesi’nin ardından yapılan çalışmalar birebir aynı değil, günümüzde de aslında benzer bir durum söz konusu. 2023’ten beri hayatımızda olan SGE ile de SEO bir dönüşüm geçiriyor ve bu değişimden de sağ çıkacak. Sadece kabuk değiştirmiş olacak. 

Klasik anlamda SEO uyumlu şekilde hazırlanan bir içerik -son güncellemelerden sonra- bazı özelliklere sahip olmalı:

  • Kullanıcı odaklı olmalı, okuyucuya fayda sağlamalı
  • Arama motoru için değil, arama motorunun müşterisi olan kullanıcı için üretilmiş olmalı
  • Değerli, alakalı, tutarlı ve etkili olmalı
  • Doğru ve kapsamlı bilgiler aktarmalı 
  • E-E-A-T uyumlu olmalı

SEO uyumlu bir içeriğin sahip olması gereken bu özelliklerin tümü, AEO ve GEO uyumlu içerikler için de geçerli. Formatta değişiklikler, yaklaşımdaki dönüşümler dışında aslında öz aynı; sadece kabuk değişiyor. 

Özetle şunu söylememiz mümkün: SEO ölmedi. Öldü sanılan aslında zaten doğru şekilde yapılmayan SEO uygulamaları. Dolayısıyla Google yönergelerini takip eder, arama niyeti ile kullanıcı odağını birinci sıraya koyarsanız içeriklerinizin Google tarafından görmezden gelinmesi pek olası değil. Bir adım öne geçmek için ise bu bağlamlara uygun hazırladığınız içeriklerin formatlarını düzenlemek yeterli. Böylece SEO’nun dönüşüm geçirmiş hâli olan AEO ve GEO uyumlu içeriklere sahip olabilirsiniz.

seo, aeo, geo ve gso dönüşümü